Karaköy’ün En İyileri

Kendine has bir ekosisteme sahip olan Karaköy’de göz açık kapayıncaya kadar yeni mekanlar açılıveriyor. Bir bakıyorsun en sevdiğin pizzacı gitmiş, bir bakıyorsun daha dün önünden geçtiğin sokakta yepyeni bir kafe açılmış. Herkesin Karaköy’ü kendine diyor, bizim en favori mekanlarımızı paylaşalım diyoruz.

Karaköy’de ne kadar mağaza açılırsa açılsın, yıllar önce kalbimizi çalan Kağıthane’nin yerini kimse alamaz. Emine Tusavul ve öğrencilerinin tasarladığı dünya tatlısı defterler, kartpostallar, süsler, bez çantalar güzel oldukları kadar komikler de. Bakkal Defteri ve Türk Yavrularına Mektep Defteri en şahane ürünlerinden. Yeşilçam göndermeli “nöpüyorum naşkım” kartları da mizah anlayışı gelişmiş sevgililer için ideal.

Bey Karaköy, buraların nispeten yenilerinden (ama tabii son haftalarda açılan mekanları düşünürsek, eskilerinden de denebilir). İstanbul’da nadir bulunan, ya da hiç bulunmayan, tamamen erkekler için tasarlanmış, şık olduğu kadar da cool kıyafetler satan bir mağaza. İskandinav ve Avrupalı tasarımcılardan tutun da yurdumuzun tasarımcılarına kadar çeşitli yetenekleri bir arada bulabilirsiniz. Renklerden ve desenlerden korkmayan erkeklere duyurulur.

karakoyun-en-yenileri-kapgelBu aralar tüm İstanbul kahvenin incelikleriyle haşır neşir olsa da, iki yıl önce Karaköy’de açılan Dem hala şehrin en popüler çaycılarından. Gerçi Dem’e çaycı demek biraz ayıp olabilir. Burası bildiğiniz çaycılardan değil elbet. Karaköy’ün ruhuyla uyum içinde, sofistike bir mekan. Beyazından yeşiline oolong’undan pu-erh’ine 60 farklı çay çeşidini bir arada bulabileceğiniz, aynı zamanda da çay yanında nefis tatlılar atıştırabileceğiniz bir yer.

Tüm yeni yetme kahvecilere rağmen ilk günkü albenisiyle ayakta duran Karabatak Karaköy hala müdavimleriyle dolup taşan bir mekan. Julius Meinl kahvesinin tadını bilen bilir. Bir de burada şehrin birçok yerinde bulamayacağınız Monocle’dan Travel+Leisure’a çeşit çeşit yabancı dergi var. Yani alın kahvenizi, geçin köşenize ve keyfinizi sürün bizce.

Karaköy’de meze keyfi bir başka oluyor. Özellikle de mahallenin en klasik mekanı olan Karaköy Lokantası’nda. Klasik olmayı da hak ediyor doğrusu. Yemekler her zaman harika. Bu yüzden rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkansız.
Karaköy’ün klasikleri demişken Lokanta Maya’dan bahsetmemek olmaz. Dışarıda oturulacak masası olmaması her yaz içimizi yaksa da, her daim güzel yemek yemek için gidilecek nadir mekanlardan. Kızınız Defne’yi Oğlumuz İskorpite… yemek kitabıyla da bilinen Didem Şenol’un ilk restoranı burası (ikincisi Şişhane’deki Gram). Mevsimsel ve leziz yemekler için adres Lokanta Maya.

Henüz klasikleşmemiz olsa da Mana’da buraların en iyi restoranlarından. Karaköy Lokantası’na nazaran biraz daha şık bir meze-rakı mekanı. (Şıklığından dolayı meyhane demeye dilimiz varmıyor. Bu arada Karaköy Lokantası’nı da çok seviyoruz, orayı da unutmayalım.) Tavsiyemiz 3-5 kişilik bir ekiple gidip mümkün olduğunca fazla çeşit meze tatmanız.

Kısa Kısa: Karaköy’ün en sevdiğimiz tüm mekanlarını yazmaya kalksak bu yazı bitmez dedik ve kısaca atlamak istemediğimiz yerlere de yer verelim dedik. Değişik bir hediye arayanlar ya da eğlenceli bir şeyler almak isteyenler Brandzoo’da biraz turlanabilirler. Fiyatları cebinizi yaksa da rengarenk dekoratif yastıklar için Atölye 11 vazgeçilmez. Tatlı kriziniz tuttuğunda Karaköy Güllüoğlu’nda bir porsiyon baklava ve çay keyfi yapmadan geçmeyiniz. Vegan olduysanız, yandınız demektir. Bi’ Nevi’nin vegan menüsü kurtarıcınız olabilir.

Recent Posts